| |
(Edebiyatçı – Müderris – Kadı)
Trabzonlu’dur. Asıl adı Mehmed olup, Ma’rûf Çelebî sanıyla tanınır.Mehmed Şerîf’in oğludur. Şâh Efendi’nin öğrencisidir. Öğrenimini tamamladıktan sonra bazı medreselerde ders okuttu. İbrahim Paşa Medresesi’nde çalıştı. Altmış akçe ile başladığı Bursa Muradiye Medresesi’ndeki görevinden sonra, İzmir’e, oradan da Kahire’ye kadı tayin edildi. 1002/1593 yılında Kahire Kadısı iken orada öldü. Osmanlı Müelliflerinde, belirtildiğine göre, ”istikâmet” kelimesi vefâtına tarihtir
Trabzonlu’dur. Asıl adı Mehmed olup, Ma’rûf Çelebî sanıyla tanınır. Mehmed Şerîf’in oğludur. Şâh Efendi’nin öğrencisidir. Öğrenimini tamamladıktan sonra bazı medreselerde ders okuttu. İbrahim Paşa Medresesi’nde çalıştı. Altmış akçe ile başladığı Bursa Muradiye Medresesi’ndeki görevinden sonra, İzmir’e, oradan da Kahire’ye kad tayin edildi. 1002/1593 yılında Kahire Kadısı iken orada öldü. Osmanlı Müelliflerinde, belirtildiğine göre, ”istikâmet”kelimesi vefâtına tarihtir.Bayramiye tarikatına mensup olan şâir, ahlâkının güzelliği ve erdemiyle tanınmıştı. Safî mahlaslı Ali bin Hüseyin Vaiz’ın “Reşehât-ı aynü’l-hayat” adlı meşhûr eserini III. Murad adına İzmirKadısı iken 1585 yılında özenle tercüme etmiş ve arasına faydalı birçokbilgi de eklemiş, manzum kısımlarının tercümesini manzum olarak yapmıştı.Âşık Paşa’nın “Garibnâme” adlı eserindende nakiller yapmıştır. İstanbul kütüphanelerinde birçok yazma nüshası bulunan (Milli Kütüphane Yaz.A.2889) eser basılmış olup, tezkireciler bu tercümeyi takdirle karşılarlar. Ârifî,bu eseri ile meşhur olmuştur. Kitaptamevcut şiirlerin bazı bölümleri nazmen Türkçe’ye aktarılmıştır. Kâtip Çelebî Tezkiresi’nde, Ârifî’nin tercümesinden başka, Kasîde-i Bürde için Türkçe şerhi olduğunu bildiriyorsa da, ele geçmemiştir. Vezîr-i a’zâm Sinan Paşa’ya da hoca olarak tayin edilen Ârifî, “muammâ” söylemekle de tanındı. Kendisinden Hasan Çelebi Beyânî Tezkirelerinde ve Nev’i-zâde Aynî’de Şakâyık Zeyli’nde söz ederler
|