| |

Web Sitesi: www.isikatakan.com
Biyografi
27 Aralık 1955 yılında Trabzon’da doğdu. Trabzon’da Boztepe ilkokulu, Atatürk Orta Okulu ve Trabzon Lisesinde okudu, Akşam Ticaret Lisesinden mezun oldu. Trabzonlu bir aileden, dört kardeş ve tek erkek çocuğu. Trabzon’da açılan ilk Darülmuallim Mektebi mezunu,merhum muallim M.Sabit Konuralp ile, tekel memuru Hasbi efendinin torunu. Babası Trabzon 10 cu Bölge Karayolarından emekli merhum Kemal Bey,annesi ev hanım merhume Aymelek Hanım. Hayatının en önemli olayı altı aylık bebekken,ateşli bir rahatsızlığa yakalandığı ve yanlış yapılan bir iğne sonucu çocuk felci geçirmiş olması. O’ günlerden hatırladığı, üç yaşında ameliyat için getirildiği İstanbul Guraba Hastanesinin oda penceresinden annesinin ve babasının ardından döktüğü gözyaşları. Ama o her şeye rağmen yinede “yaşama sevinci”ni yüreğinde hissederek hayata hep pozitif bakmasını bildi. Kulağına gelen ilk musiki sesinde 5-6 yaşlarındaydı. Aynı evi birlikte paylaştıkları muallim dedesinin çok güzel olan sesiyle Kur’an'dan, Tasavvuf'dan ve Türk Musikisinden dinlediği ilahiler ve klasik örneklerdi. Daha sonra aynı duygulara haiz ud icra eden annesinden hissederek aldığı Türk Musikisi repertuar ağırlıklı çalışmalar oldu. Aile efradında iki amcası da Türk Halk Musikisiyle ilgili olup,amatörce saz çalıp, türkü söylerdi. Oyuncaklardan yana çok şanslı bir çocukluk dönemi geçirdi. Ama onun yine de en çok sevdiği oyuncağı,Annesinin singer marka dikiş makinesiydi. Tekerleğini araba gibi kullanmaktan,üzerinde darbuka gibi ritim tutup şarkı söylemekten zevk alırdı. 6 yaşında evlerinin bahçesinde içkilerin su gibi aktığı ve sazlı-sözlü konukların ağırlandığı sünnet düğününü hiç unutmuyor. O yıllardan kalan 75’lik bir Long playde çalan Bahriye çiftetellisi (oyun havası) hala kulaklarında. Baltayla bekleyen bir adam ve kenarındaki kedi figürü resimli sünnet davetiyesi anılarında yaşıyor. İri cüsseli, kalın kaşlı,sert bak ışlı sünnetçinin hayali gözleri önünden gitmiyor. İlkokula önceleri kendisinden dört yaş büyük olan ablasının desteği ve yardımıyla, daha sonra da yalnız başına gidip gelerek mücadele vermeye başladı. O yıllarda Babasının,kendisine çarpım tablosunu (kerrat cetveli) öğretmeye başladığını ve bilemediğinde yediği tokatlardan dolayı altına kaçırdığı anlarıda hiç unutmuyor.(::J) 1963yılında bir gece ailesiyle birlikte gittiği Trabzon-Uzunkum mevkiinde yazlık Çağlayan aile Gazinosunda ilk kez, 8 yaşındayken mikrofonla tanıttı. O çocuk yaşlarda engelli oluşuna aldırmaksızın bahçelerindeki ağaçların tepesine çıkıp, dallarında salınarak şarkı söylerdi. Sesini duyan mahalle komşuları, “Şimdi dallara kuşlar konacak, bayılıp yerlere dökülecekler” diyerek, onu sever, dinlerlerdi. İlk öğrendiği şarkılar, Selahattin Pınar’ın “Yalnız benim ol,el yüzüne bakma sakın” “Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım” Yesari Asım Arsoy'un, “Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır.” ilk öğrendiği türküler,“Oy araba araba,ip bağladım çoraba” “Portakalı soyamadım,baş ucuma koyamadım” “Son tesellim serap oldu” 1961-62 yıllarında babasına ait Akbaba, Akis gibi dergi ve gazete kupü lerinden özel sayfalar olarak saklanmış, zamanın Başbakanı ve Demokrat parti Genel Başkanı Adnan Menderes'in idam edilişinin acı görüntülerini çocuk yaşında olup bitenlerden habersiz ilk kez gizlice görmüştü. Daha sonraki yıllarda ise, Trabzon kavak meydanında (Trabzon Lisesi önünde) Atatürk’ün yakın arkadaşı, ikinci Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı İsmet İnönü’yü bir halk mitingi konuşmasında babasının omuzlarında canlı olarak görmenin tarihsel tanığı oldu. 9 yaşında Türk Musiki alanında da, o zamanın şahane kadını olarak ün yapan Sevim Çağlayan’ı sahnede görüp dinledi. 10-11 yaşlarında götürüldüğü,kemani Şef Temel Şükrü Doğru yönetiminde ki Trabzon Liselerinden yetişenler Musiki Derneğine, henüz ses telleri tam teşekkül etmediğinden kabul edilmedi. Bunu bir onur meselesi yaparak, ilgi duyduğu musikisinin mimari yapısını o andan itibaren kendi kendine inceleme ve araştırma çabasına girdi. Ortaokul son sınıfta Gazeteciliğe ilgi duydu. Musikinin yanı sıra yazmak çizmek ve hatta resim yapmak gibi güzel sanatlar alanı hep merakı oldu. Lise eğitimine başlamadan Trabzon’da “Bayraktar” adlı bir yerel gazetede küçük yazı denemelerinde bulundu. Trabzon Lisesi birinci sınıfta müzik kolu başkanı seçilip,müzik öğretmeni Kamil Oruç’la hazırladığı,ilk Türk Müziği konserini zamanın Trabzon Valisi Ziya Çoker ve kalabalık bir davetli huzurunda sundu. 1970’li yıllarda toplumumuzda müzik adına, sahne sanatının içinde bulunduğu sıkıntılı günler nedeniyle, ailesi tarafından bu işi meslek olarak yapmama baskısıyla karşılaştı. Müziği bir başka meslek yanında okuyarak benimsemesini istediler. Akabinde Trabzon Lisesindeki eğitimini terk etti. 1973 yılında ise,ilk defa Trabzon Doğu Karadeniz Fuarında,fuar sinema-sında sahneye çıkmaya başladı. 1976 yılında şimdiki adıyla Tarım Bakanlığına bağlı Trabzon Zirai Müca- dele ve Karantina Başkanlığında göreve başladı. Aynı tarihte Trabzon Akşam Ticaret Lisesine öğrenci olup devam etti. Ve 1979’da mezun oldu. İdeali Gazetecilik okumaktı, ancak üniversite sınavlarını kazanamadı. 1978 yılında Trabzon’da yapılan Türk Sanat Müziği,Doğu Karadeniz Bölgesi Ses yarışmasına katıldı. Birincilik hakkı iken, özel jüri değerlendirilmesi sonucu üçüncü oldu. Bu sonuca salondaki davetliler tepki göstererek, protesto ettiler. 1982 yılında TRT Kurumunun yurt genelinde açtığı ve yetiştirilmek üzere alınacak sanatçı sınavlarına TRT Trabzon Bölge Radyosunda katıldı. Baş-vuruda bulunan 150 erkek aday içinden,Trabzon Bölge birincisi oldu.
TRT Ankara Radyosuna çağrıldı. Bu defa TLYD koro şefi,Kemani Temel Şükrü Doğrunun özel ilgisini ve eğitimini gördü. Girdiği 2.eleme sınavında TRT Ankara Radyosunda kaybetti. 1982 yılına kadar Samsun’dan Hopa’ya, Bayburt’tan Erzurum’a kadar, Trabzo' da birçok sahne çalışmaları yaptı. Devlet erkanından (asker,sivil) olan en üst seviyedeki önemli şahsiyetlere özel gecelerde konserler sundu. Trabzon’da Teknik direktör ve sporcu kimliği ile tanınan ve o yıllarda büyük konser organizasyonları da yapan, Ömer Sümer’in ve doğup büyüdüğü mahallesinden çocukluk arkadaşı, Süleyman Sırrı Şen’in de sahne çalışmlarına çok katkıları oldu. O yıllarda Karadeniz de İbrahim Tatlıses, Nukhet Duru, İlhan İrem, Atila Atasoy, Arzu Okay, Rıza Silahlıpoda, Tülay , Mine Koşan ve Huri Sapan gibi birçok ünlü isimlerlerle aynı sahneyi paylaştı. 1982 yılında Trabzon Dallas Aile Gazinosunda, (eski Yeşilyurt pavyonu) Türk Halk Müziği Ses Sanatçısı Belkıs Akkale ile birlikte kırk gün’lük bir sahne çalışması ardından, memleketi Trabzon dan ayrıldı. Aynı tarihte İstanbul’a Tarım İl Müdürlüğündeki görevine tayin olup başladı. 1982 yılında İstanbul-Kadıköy-Fenerbahçe-Baküs Restaurant’ta TRT Ankara Radyosu ses sanatçısı,Bestekar Ziya Taşkent tarafından davet edilerek sahneye çıktı. 1983 yılında Emin Ongan Üsküdar Musiki Cemiyeti öğrencisi oldu. O yıl özel olarak “Trabzonlular Gecesinde” ünlü Gazinocu Osman Kavranın sahip olduğu İstanbul’un en büyük müzikhollerinden, Lunapark Gazinosunda sahne aldı. 1984’de, TRT l Televizyonunda sunuculuğunu Gülgün Feyman ile Oya Yay lalı’nın üstlendiği ve ses sanatçısı, bestekar Yıldırım Gürses’in Genç seslere yönelik hazırladığı “Gönül Bahçesinden” adlı müzik eğlence programına katıldı. 1985 yılında evlendi. Lise yıllarından itibaren amatörce denemeler olarak değerlendirdiği ve yazmaya çalıştığı şiirleri çeşitli gazete ve dergilerde yayınlandı. 1990 yılında Milliyet Gazetesi, Müzik Magazin Dergisinden şair ve okuyucu hizmetlerinden dolayı onur belgesi aldı. Zaman zaman serbest denemeler olarak ifade ettiği (beste) çalışmalarıyla uğraşmakta. 1992’de TRT İstanbul Radyosunda istisnai hakla solo şarkılar bant’ı yaptı. Bu hakla TRT denetiminden geçti ve solo söyleme hakkına sahip oldu. 1992yılında musiki çalışmalarıyla birlikte sürdürdüğü, kamu kurumundaki görevinden malulen emekli oldu. 2005yılında başladığı yerel bir gazetede, “ışıktan ışıltılar” adıyla Kültür-Sanat ve Sosyal hayat konulu özgün yazılarla bir müddet köşe yazarlığı deneyimliği yaptı. Aynı içerikte birkaç internet sitesinde yazılarına devam etmekte. Bugüne kadar musiki icrasının yalnız, KULAK ve SES gibi iki temel unsurun üstüne kurulu olduğuna inanan ve bu nedenle de maksadını aşan konularla,TÜRK MUSİKİSİNİN yapımına sıcak bakılmamasından dolayı İstanbul/İMÇ Unkapanı(Plakçılar Çarşısı)’dan içeri girip,hiçbir yapımcının kapısını çalmadı. Halen,kaleme aldığı şiirleriyle, gerçek anılarla dolu hayatını içeren iki kitabını yazma çabasında. Müzik, sahne çalışmalarına devam etmekte olup, ikisi kız, diğeri erkek üç çocuk babası.
|