|
|
|||||||||||||||
|
|||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
› Avrupa Ressamlarını Seçiyor
› Turkuaz Sanatevi Sergisi
› Aksoyoğlu Pariste Sergi Açıyor
› Yıldırımdan Sergi Rüzgarı
› Ebru ve Minyatür Sergisi
› Şükran Üst Resim Sergisi
› Gaziantep' te Sergi Rüzgarı
› İşte Havalimiz İlgi Topladı
› Trabzon'da Türk Müziği Konseri
› Karadenizden Esintiler Sergisi
› Ahmet Kalkan Resim Sergisi
› Özlem Kadakaloğlu Sergisi
|
|||||||||||||||
|
Aksoyoğlu Pariste Sergi Açıyor NARSİSTİKA Ayla aksoyoğlu kişisel sergi galeri Art’est Paris, Fransa ,23 haziran-3 temmuz 2010 Paris te bu ay içinde yapacak olduğum 13. Kişisel sergime ‘Narsistika’ adını verdim. Birkaç yönden narsistika, ilki bir sanatçının kendini sevme eylemi hatta zorunluluğu yüzünden… sanatçı koca bir evrene sanat tarihine ve diğer sanatçılara karşı direnmek ve ayakta durmak zorunluluğundadır. Sanatçı içinde kimsenin olmadığı yalnız bir evrendir. Büyük ve sonsuz bir karanlıkta tek başına yürüme mecburiyetindedir.kendi yolunu kendi yapmak imar etmek zorundadır, her sanat eserini yaratışı sırasında, sanatın tüm kurallarını yeniden yazmak zorundadır. Sanat dünyanın en zor, en yalnız, en acımasız eylemidir. Böyle bir güç karşısında sanatçının kendisinden başka kimsesi yoktur, var olma direnci kendine güvenine ve eserlerini sevmesine bağlıdır. Kendini sevemeden var olamaz, kendi eserlerini sevmeden yaşama şansı yoktur sanatçının. Bu sevgi zaman zaman narsisizm boyutuna ulaşma pahasına var olmalıdır. İkinci olarak narsistika bir retoriktir. N’ars-is-tika Narsisizm, ars, ve sonuna bir estetik tamamlama olarak, -tika ekinin bir sentezi, bir söz oyunudur. Bunun yanında sanatçının narsistik yönüne bir alaylamadır. Kendi hallerimden yola çıkıp sanatı ve sanatçıyı okumada bir ironi yaklaşımıdır. Sanatçının bazan kendisini yıpratan yüksek egosuna karşı bir alaylamadır. Kendimizi sevmemiz kendimizi alaylamamızı engellememelidir yaklaşımı. Sonra narsisizm, tüm dünyada bilinebilecek bir kavramdır, uluslar arası literatürde okunabilmesi sebebiyle bir yurtdışı sergimde tercihim olmuştur. Bunların dışında bir -ars, sanat sevgisini de imler. Zaten var olması gereken bir aşk, kendimize duyduğumuzdan, narsistik tutkumuzdan daha büyük bir tutku, ars-istik tutku. Yani bir kelimeden söz oyunlarıyla en fazla anlam elde edebilme oyunudur bu isim. Çok katmanlı anlamlandırma, çok katmanlı okuma eylemine de bir göndermedir aynı zamanda. Paris sergimde son dönem eserlerimden ve daha eski yıllardan farklı üç seriyi fransız seyircilerin beğenisine sunmayı planlıyorum. Özellikle deformasyonu sık kullanarak yaptığım karışık teknikte kağıt ve tuval üstüne eserlerimden oluşan sergim on gün sürecek. Resimlerimde birbirine aykırı görüntüleri, örneğin nü ve derviş, nü ve karagöz figürleri, onların anlamsız objelerle acaip beraberlikler içindeki kompozisyonlarını, resim fonlarında kullandığım renk ve kuşatma katmanlarını resimlerimde görebilir seyirci. Özgürlük istegi yüksek olmakla birlikte kuşatılmış, bazı uzuvlarını kaybetmiş figürleri, tam olarak özgür olamayan, kadınları, erkekleri, tutsaklıktan yakınan formları ve renkleri veriyorum resimlerimde. Renklerde güç ve tahrik unsurları yüksek, rengin kromasını düşürmeden kullanarak, saflığı, saf insanı yaratmaya çalışıyorum. Ama renk açısından güçlü görünen resimler aynı zamanda bir zayıflığı da içeriyor, parlak renklerin saldırıya açık yönü gibi, figürlerin kırılgan duruşları, bakışları, çıplaklıkları gibi. Resimlerimde kullandığım nü unsur aslında çoğu sanat söylemlerinden farklı olarak kırılganlığı temsil ediyor, cinsellik nülerimde en son planda ele alınabilir hatta hiç alınmayabilir. Benim nülerim hoş, gözalıcı olmaktan uzak acı hissi veren nülerdir. Kadın olmaları ise teknik bir tercihtir yalnızca. Bu nüler erkek de olabilir hiçbir şey değişmez. İnsanın içsel çelişkisidir nülerim. Resimlerimin uluslar arası dile çok yatkın olduğunu düşünüyorum. Estetik dil olarak evrensel okunaklılığı olan resimler. Yabancı sanat izleyicisi resimlerimden çok etkileniyor, yarattığım renksel ve biçimsel üst dilin tüm dünya insanlarının konuştuğu dille aynı olduğunu keşfettim. Bu sanırım avrupalı sanat tüketicisinin yaklaşımından, gerçekten sanatı bir hayat tarzı olarak benimseyip iyi bir sanat eğitimi almalarından kaynaklanıyor. En azından sanat eserine ne şekilde bakmamaları gerektiğini bilen bir kitle var yurt dışında. Bu da sanat izleyicisinin doğru bakış açısını yakalamasına yardım ediyor elbette. Çalışmalarımda dönem dönem bazı temalarım oluyor, seriler halinde çalışıyorum, bir süre bir temayı tamamen irdeliyorum, onu tüketene kadar boyuyorum, sonra yeni bir yaşantıyla hayatıma giren yeni bir temayı kullanmaya başlıyorum, temanın ruhu azalmaya başlayınca resimlerin de gücü azalmaya başlar, tema şiirini kaybettiğinde yeni buluşlar peşinde koşmak gereklidir, sanatsal yaratmanın sistematiği budur bence, tarzını korumak teknik estetik bakış açını korumak ama bir temanın özü bittiği yerde yeni icatlara yelken açmak, bundan korkmamak, yoksa yok olmayı göze almak, elbette teknik olarak boyamaya devam edebilirsiniz ama artık resim size sırtını dönmeye başlar o noktada yeni bir enerjiyle yeni şeyler bulmak zorunluluğu vardır. Uçağın havada kalması gibidir, yavaşlarsanız uçak düşer. Kendi adıma son çalışmalarımın ivmesinin beni mutlu ettiğini söylemeliyim. Paris sergimde bu çalışmalarımdan da bir seri olacak. İvmesi yüksek eserler gelecekte de yeni iyilerin kapısını aralayacak diye düşünüyorum. HABER - TRABZON SANAT
|
|||||||||||||||
|
|||||||||||||||