|
|
|||||||||||||||
|
|||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
› Avrupa Ressamlarını Seçiyor
› Turkuaz Sanatevi Sergisi
› Aksoyoğlu Pariste Sergi Açıyor
› Yıldırımdan Sergi Rüzgarı
› Ebru ve Minyatür Sergisi
› Şükran Üst Resim Sergisi
› Gaziantep' te Sergi Rüzgarı
› İşte Havalimiz İlgi Topladı
› Trabzon'da Türk Müziği Konseri
› Karadenizden Esintiler Sergisi
› Ahmet Kalkan Resim Sergisi
› Özlem Kadakaloğlu Sergisi
|
|||||||||||||||
|
Sanatın Toplumsal İşlevi Trabzon'lu Edebiyatçı Ahmet İnce 'nin Kaleminden Sanatın Toplumsal İşleviSanat, insanların duygu ve bilinç dünyasında, güzellik anlayışlarında derin etkileri olan öznel bir olgudur. Başka bir deyişle, nesnel gerçeğin yaratım yoluyla öznel bir üretimidir. İmgelerle yürütülen bir düşünme yoludur. Şiirde imge, mecaz anlamlı bir ifade olarak kullanılır. Örneğin: sevgi sancısı, özlemin çağrısı, alaca karanlığın elleri, acıların öfkesi, özlem fırtınası, batan güneşin hüznü... gibi. Değişik dünya görüşleri, sanatı değişik biçimlerde tanımlarlar. Değişik biçimlerde yorumlar ve üretirler. Bu üretim sürecinde sanatın çeşitli dalları birbirine ışık tutar. Bu konuda Voltaire şöyle der: "Tüm sanatlar kardeştir, hepsi de birbirinin ışığı altında ilerler." Sanat, yaşam olaylarını estetik bir yaklaşımla ele alır. Estetik, nesnel gerçekliği duyularla algılama yetisidir. Başka bir deyişle, gerçeği sanatsal özümlemenin bilimidir. Bu bilim, aynı zamanda güzelliğin yasalarını inceler. Sanat, sürekli bir arayış ve yetkinleşme çabasıdır. İşinde yoğunlaşan sanatçı, eserindeki düşünceyi ham ve kaba biçimde yansıtmaz. Eserini ince duygu ve düşüncelerle işler. Valery, bu konuda şöyle der: "Sanat eserindeki düşünce, meyvenin içindeki gıda gibi erimiş olmalıdır." Sanat, bizi kendimizle ve toplumla barıştırır: Bize yaşamın anlamını kavratır. Yaşamımızda çok şey değişir. Değişmeyen tek şey, sanat eserlerinin kalıcılığıdır. T. Gautier'in dediği gibi: Her şey geçer / Sarsılmaz sanat Bir tek o sonsuzdur Tanrılar bile ölür Ama yüce sanat / Tunçtan daha güçlüdür. Toplumcu gerçekçi estetik, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya özlemini gerçekleştirmeyi hedefleyen sanat ve kültürün yaratı yöntemidir. İnsanlığın ilerleyişine katılma, insanlığı ileriye doğru değiştirme, dönüştürme... gibi yüce amaçları, sanatsal yaratı içinde eritir. Toplumsal gerçekçi sanata ve sanatçılara dün olduğu gibi, bugün de gereksinim duymaktayız. Nitelikli sanatsal estetiğin çekim gücü olmadan, toplumsal değişim ve gelişim olanaksızdır. Emekçi kitlelere çıkış yolu gösterme iddiasında olan toplumcu sanatçılar, aydınlar ya da örgütler, yaşanan olumsuzlukları ancak sanatın toplumsal işleviyle, estetik yaratıcılığın çekim gücüyle aşabilirler. Tüm bu vurgu ve yorumlardan sonra, sanatın toplumsal anlam işlev ve önemini şöyle özetleyebiliriz: - Sanat, güzelliğin özgün üretimidir. Taklide değil, yaratıcılığa dayanır. Taklidin başladığı yerde sanat biter. - Sanat, nesnel gerçeğin öznel yaratımıdır. - Sanat, sınıfsal bir olgudur. Sınıflardan ve dünya görüşlerinden bağımsız bir sanat yoktur. - Sanat, gerçeklikten koparılamaz. Koparılırsa işlevini yitirir. İnsanı yanıltır ve yozlaştırır. - Sanatta estetik, etik ve politika birbirinden ayrılamaz. - Sanat, insanı, toplumu değiştirici, dönüştürücü, coşkulandırıcı bir isteklendirmedir. - Sanat, sabır ve sürekli çabayla insanın yaratıcı bulgu ve yeteneklerini toplumun hizmetine sunar. Toplumun özgürlük ve güzellik anlayışını geliştirir. - Sanat, evrensel bir dil olarak, insanlar arasında sevgi, barış, dostluk, dayanışma bağlarını güçlendirir. Sevgiler arasında kalıcı köprüler oluşturur. Bu niteliğiyle sanat, insanları birbirine bağlayan en kısa yoldur. Sanat disiplin, düzen, sabır, uyum ve yoğun emekle üretilen eşsiz bir güzelliktir. - Sanat, tarihsel gelişim içinde toplumların yaşadıkları ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel gelişmeleri estetik bir açıdan yansıtır. - Sanat yapıtlarını inceleyen, yorumlayan eleştirmenler, onların hangi doğal ve toplumsal koşullarda üretildiklerini göz önünde bulundururlar. Böylece, sanatın gelişimine, sanatçıların yetkinleşmesine ışık tutarlar. - Sanat yapıtlarının iyi algılanması, bireyin ve toplumun estetik eğitimiyle yakından ilgilidir. O nedenle, çağdaş uygarlığın üstüne çıkmak isteyen toplumlar, sanat ve estetik eğitimine ağırlık vermek zorundadırlar. Çünkü sanat ve estetik, bireyin ve toplumun düş gücünü artırır. Onlara yaratıcı, üretici bir bakış açısı kazandırır. - Sanatla düş gücünü geliştiren toplumlar, daha çok güzellik ve mutluluk üretirler. Ürettiklerini özgürce paylaşırlar. - Güçlü ve etkili bir eğitim aracı olan güzel sanatlar, insanların ortak davranış geliştirmelerine, estetik duyarlık kazanmalarına, yaşama sevincini yakalamalarına, nitelikli insan, verimli yurttaş olmalarına büyük katkı sağlar. İnsanların ortak beğeni kazanmalarına, kötüye, çirkine tavır almalarına yardımcı olur. Böyle bir ortamda, güzellik duygusu ve estetik bilinci tüm etkinliklere siner ve halkın günlük yaşamına karışır. - Sonuç olarak diyebiliriz ki, güzelliğin sayısız ve tanımsız türlerini bağrında taşıyan sanat, insanın düşünsel, duyusal ve estetik gelişimine hizmet eden, insanı yetkinleştiren vazgeçilmez bir toplumsal olgudur. İnsanca yaşam için zorunlu bir gereksinimdir. İşte tüm bu nedenlerle, güzel sanatlara asla yabancı kalamayız. Rönesans’ın büyük ustası ne güzel demiş: "Ben insanım, insanca olan hiçbir şey bana yabancı değildir." Ahmet İNCE
|
|||||||||||||||
|
|||||||||||||||